Kısmet, Türkiye hakkında konuşan bir dizidir. Aşk hakkında bir hikayedir. Doğan çok akıllı çok derinlikli bir adamdır. Büyürken psikolojik ve sosyolojik olarak örselenmiş, zihninde kendi adasını yaratarak kendisini korumaya almıştır. İnsanları bir mıknatıs gibi çekmesinin sebebi budur. Sıkıcı ve birbirini tekrar eden ilişkiler, yaratıcılıktan yoksun aile modelleri ortasında, Doğan ruh eşine rastladığı için çok şanslıdır ancak Melike başka kodlara sahip olduğu için Doğan’ı hayatına bir türlü alamaz. Annesinin ağır sakatladığı bir genç kadın olarak gönlünün aktığının değil, akılcı olarak sunulanın peşinden gider hep.
Bir gün mutsuzluğunu sorguladığında ve bütün bunları kavradığında Doğan’a aşık olur. Aşık olur olmaz onu aslında başından geçen 2 evliliğe rağmen yirmi
beş yıldır sevdiğini anlar. Aşk bir mekanizmadır ehil ellerde işe yarar yoksa elini kolunu kapar ruhunu paralar insanın. Melike ise tam bir cahildir bu konuda. Bir tek ona tapan erkek modelini bilir. Doğan kimseye tapmaz. Melike’ye alıştığı servisi vermez. Gerek bile duymaz. Çünkü onun daha gelişkin bir kadın erkek ilişkisi algısı vardır.
Bizler de bir yandan Doğan’la Melike’nin ne kavuşabilmelerinin ne de ayrılabilmelerinin hikâyesini izlerken, diğer yandan da onların yaşadığı Kısmet apartmanının öteki sakinlerinin hayatlarına çeviririz gözlerimizi.
Çünkü “Modern çağ”, insana, ya teşhirci, ya takipçi, ya da ikisi birden olması için tüm kolaylıkları sunarken, insan da pek mahirdir ve gönüllüdür de aynı
zamanda çağa ayak uydurmakta…




